Derslerde öğrendiğin kuralların hepsi burada. Takıldığında dönüp bakabilirsin.
| Yapı | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| as + sıfat + as | … kadar … | Ali is as tall as his father. |
| not as + sıfat + as | … kadar … değil | Ankara isn't as big as Istanbul. |
| the same (+ isim) + as | … ile aynı | She's the same age as me. |
| too + sıfat (+ to + fiil) | gereğinden fazla, … yapılamayacak kadar | This tea is too hot to drink. |
| sıfat + enough (+ to + fiil) | yeterince, … yapacak kadar | He's old enough to drive. |
| enough + isim | yeterli … | We have enough time. |
| too much / too many + isim | fazla … (sayılamayan / sayılabilen) | too much sugar, too many people |
Türkçede eşitliği kadar ile anlatırız: “Babası kadar uzun.” İngilizcede sıfat iki as arasına girer: He is as tall as his father.
Sıfat yalın kalır. Ünite 22'deki -er / more burada kullanılmaz: “as taller as” ya da “as more beautiful as” yanlış. Karşılaştırmadaki than da burada yok: “as tall than” yanlış.
İkinci as'tan sonra zamir gelirse günlük dilde me, you, him, her kullanılır: as tall as me. Daha resmi olarak: as tall as I am.
Benzer bir yapı: the same as (… ile aynı). İsim araya girebilir: She is the same age as me. Burada da “like” değil as kullanılır.
My brother is as tall as my father.
Erkek kardeşim babam kadar uzun.
This phone is as good as that one.
Bu telefon şunun kadar iyi.
She is the same age as me.
O benimle aynı yaşta.
Formül simetrik: as + sıfat + as. İki as'ı da unutma; “He is tall as me” eksik bir cümledir.
Olumsuz yaparsak anlam değişir: not as … as = “… kadar … değil”. Ankara isn't as big as Istanbul. → Ankara İstanbul kadar büyük değil.
Bu cümle aslında bir karşılaştırmadır: Ankara isn't as big as Istanbul = Istanbul is bigger than Ankara. Ünite 22'deki yapıyla aynı bilgiyi verir, sadece daha kibar ve yumuşaktır.
Türkçede “değil” cümlenin sonundadır; İngilizcede olumsuzluk fiile gelir: isn't / aren't / wasn't as … as. Sıfat cümlelerinde be kullanılır, do değil: “He doesn't as old as me” yanlış → He isn't as old as me.
Ankara isn't as big as Istanbul.
Ankara İstanbul kadar büyük değil.
Tea isn't as expensive as coffee.
Çay kahve kadar pahalı değil.
The test wasn't as difficult as I thought.
Sınav düşündüğüm kadar zor değildi.
“Kibar karşılaştırma” için harika: “Your room is smaller” yerine My room isn't as big as yours de.
Türkçede “çok pahalı” hem nötr hem şikâyet olabilir. İngilizcede ikisi ayrılır: very = çok (nötr), too = gereğinden fazla, bir sorun var. It's very expensive (ama alabilirim). It's too expensive (alamam).
Bu yüzden iltifat ederken too kullanılmaz: “Your house is too beautiful” kulağa “fazla güzel, bu bir sorun” gibi gelir. Doğrusu: very beautiful.
Sonucu söylemek için too + sıfat + to + fiil: This tea is too hot to drink = Bu çay içilemeyecek kadar sıcak. He's too young to drive = Araba kullanmak için çok genç.
Sık hatalar: “too much expensive” yanlış → too expensive. Yazıma da dikkat: too (fazla) ile to (-e, -mek) farklı kelimeler.
This coffee is too hot.
Bu kahve fazla sıcak.
These shoes are too expensive.
Bu ayakkabılar çok pahalı (alamam).
He's too young to drive.
Araba kullanmak için çok genç.
Kendine sor: “Bir sorun var mı?” Varsa too, yoksa very.
enough = yeterince. Türkçede “yeterince” sıfattan önce gelir: yeterince büyük. İngilizcede tersi: sıfattan sonra gelir → big enough. “enough big” yanlış.
Sonucu eklemek için to + fiil: She's old enough to drive = Araba kullanacak yaşta.
Olumsuzu çok kullanılır: He isn't tall enough = Yeterince uzun değil. Bu, too ile aynı bilgiyi verir: He isn't old enough = He's too young.
She's old enough to drive.
Araba kullanacak yaşta.
This room isn't big enough.
Bu oda yeterince büyük değil.
Is the water warm enough?
Su yeterince ılık mı?
Sıfat önce, enough sonra: old enough, big enough, good enough.
İsimle kullanınca enough ismin önüne gelir: enough money, enough chairs. Sıfattaki sıranın tersi: old enough ama enough time.
İsimden önce “fazla” demek için too tek başına yetmez: too much + sayılamayan isim (sugar, money, noise), too many + sayılabilen çoğul isim (people, cars). Ünite 17'deki sayılabilen / sayılamayan ayrımını hatırla.
Türkçede “çok fazla insan” deriz; İngilizcede “too much people” yanlış, çünkü people sayılabilir → too many people.
We don't have enough time.
Yeterince zamanımız yok.
There are too many cars in the city.
Şehirde çok fazla araba var.
You put too much sugar in my tea.
Çayıma çok fazla şeker koydun.
Sıfat + enough (old enough), enough + isim (enough time).
Bu derste as … as, too ve enough ile ilgili her şeyi karışık olarak tekrar edeceksin.
Eşitlik: as + sıfat + as (kadar). Olumsuz: not as … as (kadar … değil). Aynılık: the same as.
Fazlalık: too + sıfat (too hot), isimle too much / too many. Yeterlilik: sıfat + enough (old enough), enough + isim (enough time).
My sister is as clever as me.
Kız kardeşim benim kadar zeki.
It's too late to call him.
Onu aramak için çok geç.
We don't have enough eggs.
Yeterince yumurtamız yok.