Derslerde öğrendiğin kuralların hepsi burada. Takıldığında dönüp bakabilirsin.
| Konu | Kural | Örnek |
|---|---|---|
| must | zorunluluk (konuşanın kararı) + yalın fiil | I must study tonight. |
| mustn't | yasak: yapma! | You mustn't smoke here. |
| have to / has to | zorunluluk (kural, dış sebep) | She has to wear a uniform. |
| don't have to | gerek yok, zorunda değilsin | You don't have to come. |
| Soru | Do / Does + özne + have to? | Do you have to work today? |
| Geçmiş | had to (must'ın geçmişi yok) | I had to wait an hour. |
| should / shouldn't | tavsiye: -malısın / -sen iyi olur | You should see a doctor. |
| Dikkat | must / should: -s yok, to yok | He must go. (He musts to go ✗) |
must = -meli / -malı. Güçlü bir zorunluluğu anlatır: I must go now. (Şimdi gitmeliyim.)
can gibi davranır: her kişide aynıdır, -s almaz, arkasından to gelmez, fiil yalın kalır. She must study. — “She musts” ✗, “She must to study” ✗.
mustn't (must not) = yasak. You mustn't smoke here. (Burada sigara içmemelisin / içmek yasak.)
must çoğunlukla konuşanın kendi kararını ya da yazılı kuralları anlatır: I must call my mother. (Ben öyle düşünüyorum.) Passengers must wear seat belts. (Kural tabelası.)
I must go now.
Şimdi gitmeliyim.
You must be quiet in the library.
Kütüphanede sessiz olmalısın.
You mustn't touch that.
Ona dokunmamalısın.
must'ın geçmiş hali yoktur. “Gitmek zorundaydım” için had to kullanılır: I had to go.
have to = -mek zorunda olmak. I have to work on Saturdays. (Cumartesileri çalışmak zorundayım.) He / she / it ile has to: She has to wear a uniform.
must ile anlamı çok yakındır, ama have to genelde dışarıdan gelen bir zorunluluğu anlatır: kural, iş, okul, kanun. I have to get up at six. (İşim öyle gerektiriyor.)
have to normal bir fiil gibi çekimlenir, bu yüzden soru ve olumsuzda do / does kullanılır: Do you have to work today? She doesn't have to pay.
Geçmiş: had to — must'ın geçmişi yoktur, ikisi için de had to kullanılır: I had to wait an hour. (Bir saat beklemek zorunda kaldım.)
I have to get up at six.
Altıda kalkmak zorundayım.
She has to wear a uniform.
Üniforma giymek zorunda.
Do you have to work today?
Bugün çalışmak zorunda mısın?
We had to wait an hour.
Bir saat beklemek zorunda kaldık.
“has to” ve “had to” karıştırılmasın: has to = şimdi zorunda, had to = zorunda kaldı.
Olumlu hallerde must ile have to birbirine çok yakındır. Ama olumsuzda anlamları tamamen ayrılır!
mustn't = yasak, yapma! You mustn't tell anyone. (Kimseye söylememelisin.)
don't have to = gerek yok, zorunda değilsin; istersen yaparsın. You don't have to come. (Gelmek zorunda değilsin.) Tomorrow is Sunday, I don't have to get up early.
Türklerin sık yaptığı hata: “zorunda değilsin” derken mustn't kullanmak. “You mustn't pay” = Ödemen yasak! (Ödemeyeceksin!) — “Ödemene gerek yok” için You don't have to pay.
You mustn't tell anyone.
Kimseye söylememelisin. (Yasak.)
You don't have to come.
Gelmek zorunda değilsin.
She doesn't have to work on Sundays.
Pazar günleri çalışmak zorunda değil.
Kendine sor: “Yaparsam sorun olur mu?” Evet → mustn't. Hayır, sadece gerek yok → don't have to.
should = tavsiye: -malısın, -sen iyi olur. You should see a doctor. (Doktora gitmelisin / görünsen iyi olur.)
must'tan çok daha yumuşaktır; zorunluluk değil, fikir ve öneri bildirir. Türkçede ikisi de “-malı” diye çevrilir, farkı bağlamdan anlarız.
Olumsuz: shouldn't = yapmasan iyi olur. You shouldn't eat so much sugar. Soru: Should I call her? (Onu aramalı mıyım?)
Kuralı can ve must ile aynı: -s yok, to yok, fiil yalın. She should rest. — “She shoulds” ✗, “She should to rest” ✗.
You should see a doctor.
Doktora gitmelisin.
You shouldn't drink so much coffee.
Bu kadar çok kahve içmemelisin.
What should I do?
Ne yapmalıyım?
Fikir sormak için “I think” ile birlikte sık kullanılır: I think you should go. / I don't think you should go.
Bu derste must, have to ve should ile ilgili her şeyi karışık olarak tekrar edeceksin.
must / have to = zorunluluk. Geçmişi: had to. mustn't = yasak, don't have to = gerek yok.
should / shouldn't = tavsiye. must ve should'dan sonra -s yok, to yok; have to ise do / does ile soru ve olumsuz yapar.
You must stop at a red light.
Kırmızı ışıkta durmalısın.
You don't have to wait for me.
Beni beklemek zorunda değilsin.
You should drink more water.
Daha çok su içmelisin.