Derslerde öğrendiğin kuralların hepsi burada. Takıldığında dönüp bakabilirsin.
| Konu | Kural | Örnek |
|---|---|---|
| To be | I am · he/she/it is · we/you/they are; olumsuzda not, soruda başa geçer | She is a doctor. Are you ready? |
| İsimler ve zamirler | a/an + tekil, çoğulda -s; my/your/his/her; Ali's; this/these, that/those | an apple, these books, her bag |
| There is / have got | Bir yerde var → there is/are; sahip olmak → have/has got | There is a park. She has got a cat. |
| Simple Present | Alışkanlık; he/she/it → -s; don't/doesn't, do/does + yalın fiil | He works. Does he work? |
| Present Continuous | Şu an olan: am/is/are + -ing; like + -ing | I am reading now. I like reading. |
| Can | can / can't + yalın fiil | I can swim. She can't drive. |
| Geçmiş zaman | was/were; -ed ya da düzensiz fiil; didn't + yalın fiil | I was tired. I went. I didn't go. |
| some/any · in/on/at | some olumlu, any olumsuz/soru; at saat, on gün, in ay/yıl | Is there any milk? on Monday, in May |
I am, he/she/it is, we/you/they are. Türkçede “öğretmenim” tek kelimedir ama İngilizcede am / is / are asla atlanmaz: She is happy.
Tekil isimde a / an (an apple, a car), çoğulda -s (books). Düzensiz çoğullara dikkat: child → children, man → men.
İyelik: my, your, his (erkek), her (kadın), our, their ve 's: Ali's car. Yakın: this (tekil) / these (çoğul); uzak: that / those.
My sister is a nurse.
Kız kardeşim hemşire.
These are Ali's books.
Bunlar Ali'nin kitapları.
That is her car.
Şu onun (kadın) arabası.
Türkçedeki “onun” erkek için his, kadın için her olur.
Türkçedeki “var” İngilizcede iki farklı şekilde söylenir. Bir yerde bir şey varsa there is / there are: There is a park near my house.
Birinin bir şeyi varsa (sahip olmak) have got / has got ya da have / has: My brother has got a bike. he/she/it ile has gelir!
Emir cümlesi fiilin yalın haliyle başlar: Sit down. Open the window. Olumsuzu Don't + fiil: Don't run! Kibar olmak için please eklenir.
There are two banks in our street.
Sokağımızda iki banka var.
My brother has got a new bike.
Kardeşimin yeni bir bisikleti var.
Don't open the door!
Kapıyı açma!
“In my room has a window” yanlış! Yerden bahsediyorsan: There is a window in my room.
Alışkanlıkları ve genel gerçekleri Simple Present ile anlatırız: I work, she works. he / she / it ile fiile -s gelir: go → goes, watch → watches, have → has.
Olumsuz: don't / doesn't + yalın fiil. Soru: Do / Does + özne + yalın fiil. does geldiğinde -s fiilden düşer: Does she work? (works değil!)
Sıklık zarfları (always, usually, often, sometimes, never) normal fiilden önce, ama am / is / are'dan sonra gelir: She always gets up early. He is never late.
My father works in a bank.
Babam bir bankada çalışıyor.
Does Emma speak Turkish?
Emma Türkçe konuşuyor mu?
I usually have breakfast at home.
Genellikle evde kahvaltı ederim.
Türkçede “çalışıyor” desek de alışkanlıktan bahsediyorsak İngilizcede Simple Present kullanırız: My father works in a bank.
Sevdiğin ve sevmediğin şeyler: like / love / hate + -ing: I like reading. She hates waiting.
Şu an olan şeyler: am / is / are + -ing: Look! It is raining. Olumsuz: She isn't working. Soru: Are you listening?
Dikkat: Türkçedeki -yor her zaman -ing değildir! “Her gün okula gidiyorum” bir alışkanlıktır → I go to school every day. Ayrıca know, want, like gibi durum fiilleri -ing almaz: I know (I am knowing değil).
I love swimming.
Yüzmeyi çok severim.
Look! It is raining.
Bak! Yağmur yağıyor.
I usually work in Ankara, but this week I am working in Izmir.
Genellikle Ankara'da çalışırım ama bu hafta İzmir'de çalışıyorum.
now, at the moment, Look!, Listen! → Present Continuous. every day, usually, always → Simple Present.
can / can't + yalın fiil: She can swim. “cans” ya da “can swims” yoktur; can hiçbir zaman değişmez.
To be'nin geçmişi: I / he / she / it was, we / you / they were: We were at home yesterday.
Simple Past: düzenli fiiller -ed alır (worked, watched), düzensizler ezberlenir (go → went, see → saw, eat → ate). Olumsuz ve soruda didn't / did + yalın fiil: I didn't go (didn't went değil!). Did you see it?
My grandmother can't use a computer.
Büyükannem bilgisayar kullanamıyor.
We were at home yesterday.
Dün evdeydik.
Did you go to the party? — No, I didn't.
Partiye gittin mi? — Hayır, gitmedim.
did geçmişi zaten gösterir; fiil yalın kalır: Did she buy? She didn't buy.
some olumlu cümlede ve teklifte, any olumsuz cümlede ve soruda. Sayılabilen → How many, sayılamayan → How much.
at saat, on gün ve tarih, in ay, yıl, mevsim. Yerde in içinde, on üstünde, at bir noktada.
Fiillere dikkat: he/she/it → -s; does / didn't / can sonrası fiil yalın; şu an olan → am/is/are + -ing; geçmiş → was/were ya da -ed / düzensiz fiil.
Is there any milk in the fridge?
Buzdolabında hiç süt var mı?
I was born in 2005.
2005'te doğdum.
Zeynep didn't buy any coffee yesterday.
Zeynep dün hiç kahve almadı.