Derslerde öğrendiğin kuralların hepsi burada. Takıldığında dönüp bakabilirsin.
| Konu | Kural | Örnek |
|---|---|---|
| Present Perfect / Past Simple | Zamanı belirsiz deneyim ve sonuç → have + V3; belli geçmiş zaman → V2 | I've been to Rome. I went there in 2019. |
| Present Perfect Continuous | have/has been + V-ing; hâlâ süren eylem, for/since, how long | I've been waiting for an hour. |
| Past Perfect | had + V3; geçmişteki bir andan önce olan | The film had started when I arrived. |
| 1. ve 2. koşul | If + present, will (gerçek) · If + past, would (hayali); If I were you | If it rains, I'll stay. If I were rich, I'd travel. |
| Edilgen | am/is/are/was/were + V3; yapan by ile | It was built in 1900. Tea is grown here. |
| Relative clauses | who (kişi), which (şey), that (ikisi), where (yer); isimden sonra gelir | the man who lives here, the hotel where we stayed |
| used to | used to + V1 = eskiden …erdi; didn't use to, Did you use to? | I used to smoke. Did you use to play? |
| Reported speech | say / tell + kişi; zaman bir geri kayar (is → was, will → would) | She told me she was tired. |
| Indirect questions · question tags | Düz cümle sırası, do/does yok · olumlu → olumsuz etiket | Do you know where he lives? You're tired, aren't you? |
| Gerund / infinitive | enjoy, avoid, finish + -ing · decide, want, hope + to | I enjoy reading. I decided to leave. |
| Phrasal verbs | fiil + edat = yeni anlam | give up, look after, find out |
| Dönüşlü zamirler | -self/-selves · by myself · each other | I did it myself. They love each other. |
| a few / a little | Sayılabilen / sayılamayan; “a” yoksa olumsuz | a few days, a little time, few people |
Present Perfect (have/has + V3) zamanı belli olmayan deneyimler ve etkisi şimdi süren olaylar içindir: I've been to Rome. Belli bir geçmiş zaman (yesterday, in 2019, last week) varsa Past Simple: I went there in 2019.
Present Perfect Continuous (have/has been + V-ing) geçmişte başlayıp hâlâ süren eylemi ve süresini anlatır: I've been learning English for three years. Türkçedeki “üç yıldır öğreniyorum” bu yapıdır, şimdiki zaman değil.
Past Perfect (had + V3) geçmişteki bir andan önce olanı gösterir: When I arrived, the meeting had already finished. Türkçedeki “-mıştı” ekine benzer.
Have you ever been to Japan?
Hiç Japonya'ya gittin mi?
I've been waiting for an hour.
Bir saattir bekliyorum.
She had already left when I called.
Ben aradığımda o çoktan çıkmıştı.
“-dır/-dir” ile süre veren Türkçe şimdiki zaman (“iki saattir bekliyorum”) İngilizcede have been + -ing olur, “I am waiting for two hours” değil.
1. koşul gerçek bir olasılık içindir: If + present, will + V1: If it rains, we'll stay at home. If'li kısımda will kullanılmaz (“If it will rain” yanlış).
2. koşul hayali ya da düşük olasılıklı durum içindir: If + past, would + V1: If I had more time, I would learn Japanese. Tavsiye kalıbı: If I were you, I'd… (Yerinde olsam…).
Edilgen (passive), işi yapan değil işin kendisi önemliyse kullanılır: am/is/are + V3 (English is spoken here), was/were + V3 (The bridge was built in 1890). Yapanı söylemek istersen by: written by Orhan Pamuk.
If you study, you'll pass.
Çalışırsan geçersin.
If I were you, I'd apologise.
Yerinde olsam özür dilerdim.
This house was built in 1950.
Bu ev 1950'de yapıldı.
Türkçede “-sa/-se” iki koşulda da kullanılır. Gerçek olasılık mı (yağarsa) yoksa hayal mi (zengin olsam) diye sor.
Relative clause bir ismi tanımlar. Türkçede “yan evde oturan kadın” deriz ve sıfat-fiil ismin önüne gelir. İngilizcede tanımlayan kısım ismin arkasına gelir: the woman who lives next door.
who kişiler, which şeyler, that ikisi için, where yerler için: the hotel where we stayed. Relative zamir kendi cümlesinin nesnesiyse düşebilir: the book (that) you gave me.
used to + V1 geçmişte tekrar eden alışkanlık ya da artık geçerli olmayan durumdur, Türkçedeki “eskiden …erdi”: I used to play football. Olumsuz ve soruda use to: I didn't use to like coffee. Did you use to live here? Dikkat: be used to + -ing “alışkın olmak” demektir, farklı bir yapıdır.
The woman who lives next door is a doctor.
Yan evde oturan kadın doktor.
This is the hotel where we stayed.
Bu, kaldığımız otel.
I used to play the guitar.
Eskiden gitar çalardım.
did varsa use to (d yok): didn't use to, Did you use to…?
Reported speech: say kişisiz (She said that…), tell kişiyle kullanılır (She told me that…). “She said me” yanlıştır. Zaman bir adım geri kayar: am/is → was, will → would, can → could, Past Simple → had + V3.
Dolaylı sorularda (Can you tell me…? Do you know…?) soru kelimesinden sonra düz cümle sırası gelir ve do/does/did kullanılmaz: Where is the station? → Can you tell me where the station is?
Question tags Türkçedeki “değil mi?”dir. Olumlu cümleye olumsuz, olumsuz cümleye olumlu etiket: You're Turkish, aren't you? She didn't call, did she?
She told me that she was tired.
Bana yorgun olduğunu söyledi.
Do you know where he lives?
Nerede yaşadığını biliyor musun?
It's cold today, isn't it?
Bugün hava soğuk, değil mi?
Dolaylı soruda soru işaretini “Can you tell me / Do you know” taşır; arkadaki kısım düz cümle gibi sıralanır.
Bazı fiillerden sonra -ing gelir: enjoy, avoid, finish, mind, suggest, give up (I enjoy swimming). Bazılarından sonra to + V1: decide, want, hope, plan, agree (We decided to buy a car). look forward to sonrası da -ing'dir: I'm looking forward to meeting you.
Phrasal verb'ler fiil + edattan oluşur ve anlam tamamen değişebilir: give up (bırakmak), look after (bakmak), find out (öğrenmek), turn off (kapatmak), put off (ertelemek).
Dönüşlü zamirler: özne = nesne ise -self: Don't cut yourself. by myself = tek başıma, each other = birbiri. Miktar: a few + sayılabilen, a little + sayılamayan; “a” yoksa anlam olumsuz (pek az).
I gave up smoking two years ago.
İki yıl önce sigarayı bıraktım.
Can you look after my cat?
Kedime bakabilir misin?
There's little milk left.
Pek süt kalmadı.
stop smoking = sigarayı bırakmak; stop to smoke = sigara içmek için durmak. -ing ile to arasında anlam farkı olabilir.
Bu son derste B1'in bütün konuları karışık geliyor: perfect zamanlar, koşul cümleleri, edilgen, relative clauses, used to, dolaylı anlatım ve sorular, question tags, fiil kalıpları, phrasal verbs, dönüşlü zamirler ve miktar.
Her soruda önce ipucunu ara: for/since → perfect continuous, yesterday/ago → Past Simple, if → hangi koşul?, by → edilgen, told/said → zaman geri kayar, Do you know…? → düz sıra.
If I knew his number, I would call him.
Numarasını bilsem onu arardım.
That's the restaurant where we met.
Orası tanıştığımız restoran.
You haven't seen my keys, have you?
Anahtarlarımı görmedin, değil mi?
Takıldığın soruda özet tablosuna dön: her konunun kuralı tek satırda orada.