Derslerde öğrendiğin kuralların hepsi burada. Takıldığında dönüp bakabilirsin.
| Yapı | Kural | Örnek |
|---|---|---|
| Temel kural | olumsuz zarf başa → yardımcı fiil + özne | Never have I seen such a mess. |
| Yardımcı fiil yoksa | do / does / did + yalın fiil | Rarely does she complain. |
| Hardly / Scarcely | had + özne + V3 … when | Hardly had I sat down when it rang. |
| No sooner | had + özne + V3 … than | No sooner had we left than it rained. |
| Not only | ilk kısım devrik, but … also normal | Not only is he rude, but he's also lazy. |
| Only then / after / when · Not until | devrik olan ana cümle | Only when he left did I relax. |
| Under no circumstances / On no account | kesin yasak, ret | Under no circumstances should you go. |
| Little did I know | did + know (knew ✗) | Little did I know she was lying. |
Resmi ve yazılı İngilizcede olumsuz ya da kısıtlayıcı bir zarf (never, rarely, seldom) cümlenin başına alınınca, özne ile yardımcı fiil yer değiştirir — tıpkı soru cümlesindeki gibi: I have never seen such a mess → Never have I seen such a mess.
Cümlede yardımcı fiil yoksa do / does / did eklenir ve fiil yalın hale döner: She rarely smiles → Rarely does she smile. He seldom called → Seldom did he call. Fiil be ise kendisi yer değiştirir: Rarely is he late.
Türkçede vurgu kelime sırası ve tonlamayla yapılır (“Hiç böylesini görmedim!”), yardımcı fiil diye bir şey yer değiştirmez. Bu yüzden Türklerin tipik hataları: “Never I have seen…” ✗, “Rarely she smiles” ✗, “Rarely does she smiles” ✗.
Bu yapı vurgulu ve resmidir: makalede, konuşmalarda, edebî metinde sık görülür. Normal sıra (I have never seen…) her zaman doğrudur; devrik yapı ek bir dramatik etki katar.
Never have I seen such a beautiful view.
Hiç bu kadar güzel bir manzara görmedim.
Rarely does she complain.
Nadiren şikâyet eder.
Seldom did they visit us.
Bizi nadiren ziyaret ederlerdi.
Devrik cümle = soru sırası, ama soru işareti yok. “Have I ever seen…?” sorusunu düşün: Never have I seen…
Bir olay biter bitmez diğeri olduysa, resmi İngilizcede şu kalıplar kullanılır: Hardly / Scarcely + had + özne + V3 … when … ve No sooner + had + özne + V3 … than …
Hardly had I sat down when the phone rang. (Oturur oturmaz telefon çaldı.) No sooner had we arrived than it started to rain. (Varır varmaz yağmur başladı.) İlk olay Past Perfect, ikincisi Past Simple'dır.
Türkçede bunu tek bir ekle söyleriz: -er -mez, ya da “tam …mıştı ki”. İngilizcede ise kalıbın iki parçası birbirine kilitlidir: Türklerin en sık hatası bağlacı karıştırmak: “No sooner … when” ✗, “Hardly … than” ✗.
Bir de devrik sırayı unutmamak gerekir: “Hardly I had closed my eyes…” ✗ → Hardly had I closed my eyes… ✓
Hardly had I sat down when the phone rang.
Oturur oturmaz telefon çaldı.
No sooner had we arrived than it started to rain.
Varır varmaz yağmur başladı.
Scarcely had the film started when the lights went out.
Film başlar başlamaz ışıklar söndü.
Sooner bir karşılaştırma sözcüğüdür (daha erken), bu yüzden arkasından than gelir. Hardly / scarcely ile when gelir.
Not only cümle başına gelince ilk kısım devrik olur: She speaks French → Not only does she speak French, but she also speaks Arabic.
Dikkat: yalnızca ilk kısım devrik olur. “but … also” kısmı normal sıradadır: Not only is he rude, but he is also lazy. “but also is he lazy” ✗.
Türkçede “Sadece … değil, … da” ya da “…makla kalmadı, … da” deriz ve sırayı hiç değiştirmeyiz. Bu yüzden Türklerin hatası devriği unutmaktır: “Not only she plays…” ✗ → Not only does she play… ✓
Cümlenin ortasındaki not only devrik yapmaz: She not only sings but also dances. Bu da doğru ve daha az resmidir.
Not only is he clever, but he is also kind.
Sadece zeki değil, aynı zamanda nazik.
Not only did they lose, but they also argued.
Kaybetmekle kalmadılar, bir de tartıştılar.
She not only sings but also dances.
Sadece şarkı söylemiyor, dans da ediyor.
Devrik yapı yalnızca cümle başında olur. Not only öznenin arkasındaysa sıra normaldir.
Only then, only after, only when, only by ve not until ile başlayan cümlelerde de devrik yapı kullanılır: Only then did I realise my mistake. (Ancak o zaman hatamı anladım.)
Only after / only when / not until arkasından bir yan cümle alabilir. Bu durumda devrik olan ikinci (ana) cümledir: Only when he left did she cry. Not until I saw it did I believe it.
Türkçede “ancak … -ınca”, “… -a kadar … -madı” deriz. Türklerin hatası devriği yanlış yere koymak: “Only when did he leave she cried” ✗ → Only when he left did she cry ✓.
Only then did I realise my mistake.
Ancak o zaman hatamı anladım.
Only after midnight did the noise stop.
Gürültü ancak gece yarısından sonra kesildi.
Not until she called did I relax.
O arayana kadar rahatlamadım.
Only when / only after / not until + yan cümle → yan cümle normal, ana cümle devrik.
Resmi uyarılarda ve kurallarda no içeren ifadeler başa alınır ve devrik yapı kullanılır: Under no circumstances should you open this door. On no account must the window be opened. At no time was the public in danger. In no way am I responsible.
Little did I know… = Nereden bilecektim ki… / Hiç bilmiyordum ki… Burada little “biraz” değil, “hiç” anlamındadır: Little did I know that she was lying.
Türklerin tipik hataları: devriği unutmak (“Under no circumstances you should…” ✗) ve did'den sonra geçmiş zaman kullanmak (“Little did I knew” ✗ → Little did I know ✓).
Under no circumstances should you open this door.
Bu kapıyı hiçbir koşulda açmamalısın.
At no time was the public in danger.
Halk hiçbir zaman tehlikede değildi.
Little did I know that she was lying.
Nereden bilecektim ki yalan söylüyordu.
“Little did I know…” hikâye anlatırken çok sevilen bir kalıptır; arkasından gelen sürprizi hazırlar.
Olumsuz / kısıtlayıcı ifade başa → yardımcı fiil + özne (soru sırası). Yardımcı fiil yoksa do / does / did.
Hardly … when, No sooner … than; Not only yalnızca ilk kısımda devrik; Only when / Not until ile ana cümle devrik.
Under no circumstances, On no account, At no time, Little did I know resmi ve vurgulu kalıplardır.
Seldom have we had so much rain.
Nadiren bu kadar çok yağmur yağdı.
No sooner had I paid than I lost my wallet.
Öder ödemez cüzdanımı kaybettim.
Not until midnight did they arrive home.
Ancak gece yarısı eve vardılar.