Derslerde öğrendiğin kuralların hepsi burada. Takıldığında dönüp bakabilirsin.
| Konu | Kural | Örnek |
|---|---|---|
| Olumlu | used to + V1 (eskiden …-ırdı) | I used to play football. (Eskiden futbol oynardım.) |
| Olumsuz | didn't use to + V1 | She didn't use to like coffee. |
| Soru | Did + özne + use to + V1? | Did you use to live here? — Yes, I did. |
| Durum | There used to be … | There used to be a cinema here. |
| Tek olay | used to değil, Past Simple | I went to Paris last year. (used to go ✗) |
| Şimdiki alışkanlık | used to değil, usually + Present Simple | I usually drink tea. (I use to ✗) |
| be used to | be used to + -ing / isim = alışkın olmak | I'm used to getting up early. |
Türkçede geçmişteki alışkanlıkları eskiden … -ırdı ile anlatırız: Eskiden her gün futbol oynardım. İngilizcedeki karşılığı used to + fiilin yalın hali: I used to play football every day.
used to, artık doğru olmayan geçmiş alışkanlıkları ve durumları anlatır: She used to live in London. (Artık orada yaşamıyor.) There used to be a cinema here. (Artık yok.)
used to bütün öznelerde aynıdır: I / you / he / she / we / they used to. Arkasından gelen fiil hep yalın: used to play ✓, used to played ✗, used to playing ✗.
Türklerin sık yaptığı hata -d'yi unutmaktır: “I use to play” ✗ → I used to play ✓. (Konuşmada /yuustı/ diye okunduğu için duyulmaz, ama yazıda şart.)
I used to play football every day.
Eskiden her gün futbol oynardım.
My grandfather used to smoke a lot.
Dedem eskiden çok sigara içerdi.
There used to be a cinema here.
Eskiden burada bir sinema vardı.
Türkçe cümlede “eskiden” kelimesini görünce aklına used to gelsin.
Olumsuz ve soru cümlelerinde did kullanırız. Did zaten geçmişi gösterdiği için used'ın -d'si düşer ve use to olur — tıpkı “didn't went” yerine “didn't go” dediğimiz gibi.
Olumsuz: didn't use to + V1 → I didn't use to like vegetables. (Eskiden sebze sevmezdim.)
Soru: Did + özne + use to + V1? → Did you use to walk to school? (Eskiden okula yürür müydün?) Kısa cevap: Yes, I did. / No, I didn't.
Soru kelimesiyle: Where did you use to live? What did you use to eat?
I didn't use to like vegetables.
Eskiden sebze sevmezdim.
Did you use to walk to school?
Eskiden okula yürür müydün?
Where did they use to live?
Eskiden nerede yaşarlardı?
Kural basit: did varsa use, did yoksa used. didn't used to ✗, Did you used to ✗.
used to tekrar eden bir alışkanlığı ya da uzun süren bir durumu anlatır. Tek bir olay için, özellikle belli bir zaman varsa, Past Simple kullanılır: I went to Paris last summer. (I used to go to Paris last summer ✗)
Alışkanlıklar Past Simple ile de anlatılabilir (I played football every day as a child), ama used to “artık öyle değil” vurgusu yapar: I used to play football. (Artık oynamıyorum.)
used to'nun şimdiki zamanı yoktur. Şimdiki alışkanlık için Present Simple ve sıklık zarfı kullanılır: I usually drink tea. “I use to drink tea” ✗ — Türkçedeki “-ırım” (içerim) yapısı İngilizcede use to değildir.
I went to Paris last summer.
Geçen yaz Paris'e gittim.
This town used to be quiet, but now it's busy.
Bu kasaba eskiden sakindi ama şimdi kalabalık.
These days I usually get up at 7.
Bu aralar genellikle 7'de kalkıyorum.
Cümlede last week, yesterday, in 2015 gibi tek bir zaman varsa used to değil, Past Simple kullan.
be used to tamamen farklı bir yapıdır: alışkın olmak demektir. Arkasından isim ya da -ing gelir: I'm used to the noise. I'm used to getting up early. (Erken kalkmaya alışkınım.)
get used to = alışmak: You'll soon get used to working here. (Burada çalışmaya yakında alışırsın.)
Karşılaştır: I used to work at night. (Eskiden geceleri çalışırdım — artık değil.) · I'm used to working at night. (Geceleri çalışmaya alışkınım — hâlâ çalışıyorum ve sorun değil.)
Sık yapılan hata be used to'dan sonra yalın fiil kullanmaktır: “I'm used to wake up early” ✗ → I'm used to waking up early ✓. Buradaki to bir edattır, arkasından -ing gelir.
I'm used to getting up early.
Erken kalkmaya alışkınım.
He isn't used to working at weekends.
Hafta sonları çalışmaya alışkın değil.
You'll soon get used to the weather.
Havaya yakında alışırsın.
Önünde am / is / are / get varsa “alışkın / alışmak”; yoksa “eskiden …-ırdı”.
Bu derste used to ile ilgili her şeyi karışık olarak tekrar edeceksin.
Olumlu: used to + V1 (eskiden …-ırdı). Olumsuz: didn't use to. Soru: Did you use to…? Did varsa use, yoksa used.
Tek olay → Past Simple. Şimdiki alışkanlık → usually + Present Simple. Alışkın olmak → be used to + -ing.
When I was young, I used to read comics.
Gençken çizgi roman okurdum.
We didn't use to have a television.
Eskiden televizyonumuz yoktu.
I'm used to drinking coffee without sugar.
Kahveyi şekersiz içmeye alışkınım.