Derslerde öğrendiğin kuralların hepsi burada. Takıldığında dönüp bakabilirsin.
| Konu | Kural | Örnek |
|---|---|---|
| Zero | If + Present, Present (genel gerçek) | If you heat ice, it melts. |
| 1. Conditional | If + Present, will + V1 (gerçek olasılık) | If it rains, we'll stay at home. |
| Dikkat | if'li kısımda will olmaz | If it rains… (If it will rain ✗) |
| unless | = if … not | Unless you hurry, you'll miss the bus. |
| when / as soon as | zaman bağlaçlarından sonra da will yok | I'll call you when I arrive. |
| 2. Conditional | If + Past, would + V1 (hayali durum) | If I had money, I'd travel. |
| If I were you | tavsiye; tüm öznelerle were | If I were you, I'd see a doctor. |
| 1. mi, 2. mi? | olası → 1. · hayal / şu an gerçek değil → 2. | If I win… / If I won… |
Koşul cümleleri (conditional) iki parçadır: if'li kısım (koşul) ve ana kısım (sonuç). Türkçede koşulu “-sa / -se” ekiyle yaparız: Yağmur yağarsa…
Zero Conditional: her zaman doğru olan genel gerçekler ve kurallar. If + Present Simple, Present Simple. If you heat ice, it melts. (Buzu ısıtırsan erir.)
Burada if yerine when de kullanılabilir, çünkü sonuç her seferinde aynıdır: When I drink coffee at night, I can't sleep.
Sıra serbesttir. if'li kısım başta olursa virgül konur: If you mix red and blue, you get purple. Sonda olursa virgül gerekmez: You get purple if you mix red and blue.
If you heat ice, it melts.
Buzu ısıtırsan erir.
If I drink coffee at night, I can't sleep.
Gece kahve içersem uyuyamam.
Plants die if they don't get water.
Bitkiler su almazsa ölür.
Türkçedeki geniş zaman (erir, olur, uyuyamam) zero conditional'da İngilizce Present Simple'a denk gelir.
1. Conditional, gelecekte gerçekten olabilecek bir durumu ve sonucunu anlatır. If + Present Simple, will + V1. If it rains, we'll stay at home.
En önemli kural: if'li kısımda will kullanılmaz, gelecekten bahsetsek bile! “If it will rain” ✗ → If it rains ✓. Türkçede de “yağacaksa” değil “yağarsa” deriz; mantık benzer.
Sonuç kısmında will yerine won't, can, might ya da emir de gelebilir: If you see Ali, tell him to call me. If it's sunny, we might go to the beach.
Soru: What will you do if you miss the bus? (Otobüsü kaçırırsan ne yapacaksın?)
If it rains, we'll stay at home.
Yağmur yağarsa evde kalırız.
If you don't hurry, you'll miss the bus.
Acele etmezsen otobüsü kaçıracaksın.
If you see Ali, tell him to call me.
Ali'yi görürsen beni aramasını söyle.
Ezber formül: If + şimdi, will + sonra. will her zaman virgülün öbür tarafında durur.
unless = if … not (-mazsa / -mezse). Unless you hurry, you'll miss the bus. = If you don't hurry, you'll miss the bus. unless zaten olumsuz anlam taşır; arkasına ayrıca not koyma: “Unless you don't hurry” ✗.
if ile when farkı: if = belki olur, belki olmaz. when = kesin olacak, sadece zamanını söylüyoruz. If I see Ali, I'll tell him. (Belki görürüm.) When I see Ali tomorrow, I'll tell him. (Yarın kesin göreceğim.)
when, as soon as (-er -mez), before, after, until gibi zaman bağlaçlarından sonra da will kullanılmaz: I'll call you as soon as I arrive ✓ — “as soon as I will arrive” ✗.
Türkçede “gelince / gelir gelmez / gelmeden önce” derken gelecekten bahsederiz, ama İngilizcede bu kısım Present Simple kalır.
Unless you hurry, you'll miss the bus.
Acele etmezsen otobüsü kaçıracaksın.
I'll call you as soon as I arrive.
Varır varmaz seni arayacağım.
When I finish university, I'll travel.
Üniversiteyi bitirince seyahat edeceğim.
Tek kural: if, unless, when, as soon as, before, after, until'ten sonra gelecek anlamında bile Present Simple. will hep öbür tarafta.
2. Conditional, hayali, gerçek dışı ya da pek olası olmayan durumları anlatır — şimdi ya da gelecek için. If + Past Simple, would + V1. If I had a lot of money, I would buy a house by the sea.
Dikkat: fiil geçmiş zamanda (had) ama anlam geçmiş değil! Şu anki hayali durumu anlatıyor: param yok, ama olsaydı… Türkçede bunu “-sa / -saydı … -ırdı” ile söyleriz: Param olsa ev alırdım.
would kısaltması 'd: I'd buy, she'd go. Olumsuz: wouldn't. Soru: What would you do if you won the lottery? (Piyangoyu kazansan ne yapardın?)
Türklerin hatası: if'li kısma would koymak: “If I would have money” ✗ → If I had money ✓. would yalnızca sonuç kısmında olur.
If I had a lot of money, I would buy a house by the sea.
Çok param olsa deniz kenarında bir ev alırdım.
If she lived closer, we'd see her more often.
Daha yakında otursa onu daha sık görürdük.
What would you do if you won the lottery?
Piyangoyu kazansan ne yapardın?
Formül: If + V2, would + V1. Türkçedeki “-sa … -ırdı” kalıbını gördüğünde aklına 2. conditional gelsin.
2. Conditional'da be fiili için tüm öznelerle were kullanılabilir: If I were rich… If she were here… (Günlük konuşmada “if I was” da duyulur, ama yazıda ve sınavda were daha doğrudur.)
If I were you, I'd… = Senin yerinde olsam… Tavsiye vermenin en yaygın yolu: If I were you, I'd see a doctor. (Senin yerinde olsam doktora giderdim.)
1. mi, 2. mi? Fark, durumu ne kadar olası gördüğündedir. If I win the match, I'll be happy. (Kazanma şansım var.) If I won the lottery, I'd stop working. (Pek olası değil, hayal ediyorum.)
Şu an gerçek olmayan durumlar için hep 2. conditional: Türkçe konuşmuyor → If he spoke Turkish, we could talk. (could = -abilirdik)
If I were you, I'd see a doctor.
Senin yerinde olsam doktora giderdim.
If I win the match, I'll be very happy.
Maçı kazanırsam çok mutlu olacağım.
If I won a million dollars, I'd stop working.
Bir milyon dolar kazansam çalışmayı bırakırdım.
Kendine sor: “Bu gerçekten olabilir mi?” Evet → If + Present, will. Hayal ya da şu an gerçek değil → If + Past, would.
Bu derste koşul cümlelerini karışık sorularla tekrar edeceksin.
Zero: If + Present, Present (genel gerçek). 1.: If + Present, will + V1 (olası gelecek). 2.: If + Past, would + V1 (hayali durum). If I were you ile tavsiye ver.
if, unless, when, as soon as, until'den sonra will kullanılmaz; if'li kısma would konmaz.
If you don't water plants, they die.
Bitkileri sulamazsan ölürler.
Unless you leave now, you'll miss the train.
Şimdi çıkmazsan treni kaçıracaksın.
If I were taller, I'd play basketball.
Daha uzun olsam basketbol oynardım.