Derslerde öğrendiğin kuralların hepsi burada. Takıldığında dönüp bakabilirsin.
| Yapı | Kural | Örnek |
|---|---|---|
| Present (-ing) | aynı anda / sebep / sonuç (etken) | Feeling tired, she went to bed. |
| Olumsuz | Not + -ing | Not knowing the way, we took a taxi. |
| Past (V3) | edilgen anlam | Seen from above, the city looks tiny. |
| Perfect | Having + V3 = -dıktan sonra | Having finished, I went out. |
| Perfect edilgen | Having been + V3 | Having been warned, we left early. |
| Kısaltılmış relative | isim + -ing / V3 | the man sitting there · a book written in 1900 |
| Bağlaç + participle | after / before / while / when + -ing / V3 | While waiting, she read the news. |
| Dikkat | gizli özne = ana cümlenin öznesi | Arriving late, I missed it. (…, the speech ✗) |
Participle clause iki cümleyi kısaltır: özneler aynıysa bağlacı ve özneyi atıp fiili -ing yaparız. As I was walking home, I met Ali → Walking home, I met Ali.
Anlamı bağlamdan çıkar: aynı anda (-ken), sebep (-dığı için) ya da eşlik eden eylem (-arak): Feeling tired, she went to bed. (Yorgun olduğu için yattı.) She left the room, slamming the door. (Kapıyı çarparak odadan çıktı.)
Türkçe bunu zaten çok yapar: -ken, -ınca, -ıp, -arak, -dığı için. İngilizce yazıda aynı işi -ing görür. Yani bu yapı Türkler için aslında tanıdıktır!
Olumsuz: not -ing'in önüne gelir: Not knowing what to do, I called my mother. (Ne yapacağımı bilmediğim için…) “Don't knowing” ✗, “Knowing not” ✗.
Walking home, I saw an old friend.
Eve yürürken eski bir arkadaşımı gördüm.
Feeling tired, she went to bed early.
Yorgun olduğu için erkenden yattı.
Not knowing the way, we took a taxi.
Yolu bilmediğimiz için taksiye bindik.
Participle clause yazı dilidir. Konuşmada çoğu zaman tam cümle tercih edilir: Because I felt tired, I went to bed.
Fiilin 3. hali (V3) ile başlayan participle clause edilgen anlam taşır: The city, when it is seen from above, looks tiny → Seen from above, the city looks tiny.
Built in 1890, the bridge is still in use. (1890'da inşa edilen köprü hâlâ kullanılıyor.) Shocked by the news, she couldn't speak. (Haberle sarsılınca konuşamadı.)
Türkçede bunun karşılığı -ılınca, -ılan, -lanmış gibi edilgen eklerdir: “bakıldığında”, “inşa edilen”. Türklerin hatası burada da -ing kullanmak: “Building in 1890, the bridge…” ✗ — köprü inşa etmez, inşa edilir → Built ✓.
Seen from above, the city looks tiny.
Yukarıdan bakıldığında şehir minicik görünüyor.
Built in 1890, the bridge is still in use.
1890'da inşa edilen köprü hâlâ kullanılıyor.
Shocked by the news, she couldn't speak.
Haberle sarsılınca konuşamadı.
Kendine sor: ana cümlenin öznesi işi yapıyor mu (-ing), yoksa işe maruz mı kalıyor (V3)?
Having + V3, ilk eylemin ikinciden önce tamamlandığını gösterir: Having finished my work, I went for a walk. (İşimi bitirdikten sonra yürüyüşe çıktım.)
Sebep de bildirebilir: Having lived in Japan, she knows the culture well. (Japonya'da yaşamış olduğu için…) Olumsuz: Not having seen the film, I can't comment.
Edilgen hali: Having been + V3: Having been warned, we took an umbrella. (Uyarıldığımız için şemsiye aldık.)
Türkçedeki karşılığı çoğunlukla -dıktan sonra ya da -mış olduğu için. Türklerin hatası V3 yerine yalın fiil kullanmak (“Having finish” ✗) ya da edilgen anlamda “been”i unutmak (“Having invited to the party, I…” ✗).
Having finished my work, I went for a walk.
İşimi bitirdikten sonra yürüyüşe çıktım.
Having lived in Japan, she knows the culture.
Japonya'da yaşamış olduğu için kültürü biliyor.
Not having seen the film, I can't comment.
Filmi görmediğim için yorum yapamam.
Basit ardışık eylemlerde -ing yeter (Opening the door, he…). İlk eylemin bittiğini ya da uzun sürdüğünü vurgulamak için Having + V3 kullan.
Relative clause'lar da kısaltılabilir: who / which + be atılır. The man who is sitting there → The man sitting there. The book which was written in 1900 → The book written in 1900.
Etken anlam → -ing: the people waiting outside, a road leading to the sea. Edilgen anlam → V3: the car stolen last night, the people invited to the party.
Türkçede bu yapı her yerde: -an / -en (oturan adam, bekleyen insanlar) ve -ılan (çalınan araba). İngilizcede ise kısaltılmış kısım ismin arkasına gelir: oturan adam → the man sitting.
Türklerin hataları: çekimli fiil kullanmak (“The man sits there is my uncle” ✗) ya da yarım kısaltmak (“The man who sitting…” ✗). Ya tam ya kısa: who is sitting / sitting.
The man sitting by the window is my uncle.
Pencerenin yanında oturan adam benim amcam.
The car stolen last night was found.
Dün gece çalınan araba bulundu.
Most people invited to the party came.
Partiye davet edilenlerin çoğu geldi.
Tek kelimelik participle ismin önüne gelir (the stolen car); yanında başka kelimeler varsa arkasına (the car stolen last night).
Participle clause'un gizli öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. “Looking out of the window, the mountains were beautiful” ✗ — dağlar pencereden bakmıyor! Doğrusu: Looking out of the window, I saw the beautiful mountains.
“Having finished the meal, the bill arrived” ✗ (hesap yemeği bitirmedi) → Having finished the meal, we asked for the bill ✓. Bu hataya dangling participle (sarkık ortaç) denir.
Türkçede “-ınca” iki farklı özneyle kullanılabilir: “Ben gelince o çıktı.” İngilizcede participle clause buna izin vermez; özneler farklıysa tam cümle kur: When I arrived, he left.
Anlamı netleştirmek için participle'ın önüne bağlaç konabilir: After finishing, Before leaving, While waiting, When asked, Since moving here…
Walking down the street, I admired the old houses.
Caddede yürürken eski evlere hayran kaldım.
While waiting for the bus, she read the news.
Otobüs beklerken haberleri okudu.
When asked about the money, he went red.
Para sorulduğunda kıpkırmızı oldu.
Kontrol sorusu: “-ing'i kim yapıyor?” Cevap virgülden sonraki özne değilse cümle hatalıdır.
Etken anlam → -ing (Feeling tired, …); edilgen anlam → V3 (Seen from above, …); önce biten eylem → Having + V3.
Relative kısaltma: the man sitting there, the car stolen last night.
Gizli özne ana cümlenin öznesiyle aynı olmalı. Özneler farklıysa tam cümle kur.
Having missed the last bus, they walked home.
Son otobüsü kaçırdıkları için eve yürüdüler.
The people waiting outside are journalists.
Dışarıda bekleyen insanlar gazeteci.
Seen from the plane, the city looked like a toy.
Uçaktan bakıldığında şehir oyuncak gibi görünüyordu.